 |  |
 |
|
Dünya çapında insanların seks alışkanlıklarını ortaya koymak üzere Pfizer tarafından yapılan araştırma, Türk kadınlarının seksi rafa kaldırmak üzere olduğunu gösteriyor. Neler yapılabileceğini doktorlara sorduk.Türklerin seks hayatları şok edici gerçeklerle dolu. Şimdi okuyacaklarınız şaka değil: Seks Türk kadınlarının hayatlarının sadece yüzde 29'luk bir bölümünü kaplıyor; erkeklerinse yüzde 70'ini. Seks yaşamı konusunda erkeklerle aralarında dağlar kadar farklar bulunan kadınlarımızın cinsel psikolojileri ise gizemli labirentlere sahip bir mağarayı andırıyor. Tüm sonuçlar bunlar değil; 29 ülkede 27 bin 500 kişiyi kapsayan uluslararası cinsellik araştırmasının Türkiye ayağı, seks yaşantımız hakkında çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor.
Pfizer tarafindan tüm dünyada 40-80 yaş arası kadın ve erkeklerin
katılımıyla gerçekleştirilen Pfizer Cinsel Tavırlar ve Davranışlar Global Gözlem Çalışması'nın (Pfizer Global Survey of Sexual Attitudes and Behaviours) sonuçları kadınlarımız açısından oldukça ilginç noktalara işaret ediyor.
Son yılların en büyük araştırmalarından biri olan bu çalışma, Acıbadem Sağlık Grubu Üroloji Bölümü, Acıbadem Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi ve Marmara Üniversitesi Üroloji Anadilim Dalı'nın ortak girişimleri ve Pfizer ilaçları'nın ana sponsorluğu ile düzenlenen "Cinselliğe Genel Bakış" sempozyumunda da ele alındı. Pera Palas Oteli'nde gerçekleştirilen uluslararası sempozyuma pek çok uzman hekim, araştırmacı ve biliminsanı katıldı.
Sempozyumu izleyen ELLE, araştırmanın yorumunu yazar, akademisyen, cinsel terapist ve araştırmacı Dr. Rosie King ile Güney Afrika Cinsel Sağlık Demeği Başkanı ve cinsel terapist Dr. Bernard Levinson'ın yanı sıra; Acıbadem Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı ve Marmara Üniversitesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek; Acıbadem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı Prof. Dr. Umur Çolgar;
Acıbadem Hastanesi Psikiyatri uzmanı ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Cem İncesu; Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı öğretim Üyesi Doç. Dr. Tufan Tarcan ile Hacettepe Üniversitesi Üroloji ana bilim dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Ergen'den dinledi.
Kadınların seks uçurumu
“Cinselliğin Psikolojisi”, “Depresyon ve Cinsel İşlev Bozuklukları”, “Cinsel İşlev Bozukluklarının Partnere Etkileri” ve “Cinsellik ve Kültürel Etkiler” başlıklarında dört farklı oturumda ele alınan araştırmanın ana fikrini Prof. Dr. Ali Ergen’in cümleleri tam anlamıyla özetliyor gibi; "Kadının cinsel fonksiyonları, kadının kendisi kadar karmaşıktır. Bu konuda öğrendiklerimiz, öğreneceklerimizin yanında ihmal edebileceğimiz düzeydedir!"
Saha çalışması tamamlanmış ve sonuçları değerlendirme aşamasında olan araştırmanın Türkiye bölümünü yöneten Prof. Dr. Şimşek, Türk kadınlarının cinsel hayattaki yoksunluğunun sadece erkeklerle karşılaştırıldığında değil; dünyadaki hemcinsleriyle karşılaştırıldığında da çok çarpıcı farklara sahip olduğunu söylüyor.
Araştırmaya göre kadınlar cinselliğin tüm alanlarında erkeklerin gerisindeler. Bu geri kalma, dünyada olduğu kadar Türkiye'de de kendini hissettiriyor. Araştırmaya göre dünyada erkekler yaşamlarında cinselliğe yüzde 49'luk önem verirken; dünya kadınları yüzde 30'la yetiniyorlar.
En doğal dürtülerimizden biri olan; soğuktan korunma, suya ve yemeğe yönelme gibi hayatlarımızın bir parçası olan; vazgeçilemez seks, neden kadınların hayatında bu kadarcık bir yere sahip.
Seks yapmak ayıp mı?
Çünkü araştırma sonuçlarından ortaya çıktığı kadarıyla 21'nci yüzyılda Türk kadınları ne yazık ki, seksi hala ayıp ve kaçınılacak bir şey olarak görüyorlar. Cinsel sorunlar, hala bir sağlık sorunu olarak algılanmıyor. Özellikle kadınlarımız cinsel sağlığın bozulmasının aynı zamanda ruhsal, ailesel ve toplumsal sağlığı da kötü etkileyeceğinin farkında değiller. Çok üzücü ama doktorlar da bu konuda hastalarına gerektiği kadar sıcak yaklaşamıyorlar. Araştırma, doktorların hastalarına seks konusunda sorunları olup olmadığını bile sormadıklarını ortaya çıkarıyor.
Burada en çarpıcı örnek şurada ortaya çıkıyor: Erkeklerin yüzde 60'ı, 40 yaşından sonra sertleşme sorunu yaşıyor. Dünyada yapılan araştırmalar bunu açıkça ortaya koyuyor. Prof. Dr. Ferruh Şimşek Türkiye'de bunun daha da fazla yaşandığını söylüyor. Neden? "Çünkü biz sigara içen bir toplumuz. Bunun yanında hipertansiyon, şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları doğrudan sertleşme sorununu etkiliyor. Bu hastalıklarla ilgilenen doktorların sadece yüzde dokuzunun hastalarına cinsel sağlıkla ilgili sorular sorduğunu duymak insanı şaşırtıyor."
Bu Türkiye'ye özgü bir çekimserlik değil. Bu çalışma kapsamında dünya geneline baktığımızda Türkiye ortalarda bir yerde. Dünyada da doktorlar benzer bir sorun yaşıyorlar. Batı Avrupa ülkelerinde bile bu oran yüzde dört ile 11 arasında değişiyor. Peki doktorlar neden hastalarının cinsel sorunlarıyla da ilgili değiller?
Çünkü araştırma sonuçlarına göre onlar da hastalarıyla aynı kültürel iklimden etkileniyorlar. Ya bu konuda hastaların tavrı nasıl? Hastalar bu konuda ilk adımı doktorlardan bekliyorlar. Araştırmaya göre erkeklerin yüzde 62'si, kadınların da yüzde 57'si "Evet, doktorlar cinsel işlevle ilgili soru sormalıdır" diyorlar.
Kadınlar çok karamsar
Araştırmada ortaya çıktığına göre Türk kadınları 50'li yaşlarla birlikte seksi tamamen rafa kaldırıyorlar. Ama ondan önce de cinselliği hayatlarında önemsiz bir yere koyma eğilimindeler.
Özellikle son yıllarda cinselliği yaşama konusunda çok ciddi düşüşler var. Neredeyse sekssiz bir hayat sürdürüyorlar. Araştırma onların cinsel kimliklerini tamamen bir kenara koyduklarını, yaşamlarından çıkarttıklarını, seks olmadan yaşadıklarını gösteriyor.
Örneğin "fiziksel olarak partnerinizle birlikte olmaktan ne kadar zevk alıyorsunuz?" sorusunu, 40 - 80 yaş arası Türk kadınlarının sadece yüzde 28'i "doyumlu" olduğunu söyleyerek yanıtlıyor. 50 yaşından sonra kadınların yüzde 20'si, 60 yaşından sonra ise yüzde 10'u cinselliğin fiziksel olarak zevkli olduğunu düşünüyor. Doktorlar bu yaklaşımı tek kelimeyle "trajik" olarak yorumluyorlar.
"Son bir yılda cinsel ilişkiye girdiniz mi?" sorusunun yanıtı, 50'den sonra hızla düşüyor. 60'dan sonra neredeyse bitiyor. Tabii bazı doğal faktörler var: Evli kadın nüfusunun çoğunluğunu oluşturan, çok genç yaşta kendilerinden oldukça büyük yaştaki erkeklerle evlenmiş ve hayatlarının ortasında onların ölümüyle dul kalmış kadınlarımızın o yaşta "boşta" partner bulma zorluğu, bunlardan en önemlisi.
Kadınlarda durum böyleyken, nedense Türk erkeklerinde sekse ilişkin veriler oldukça yüksek. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de cinsellik, erkeklerin hayatında daha önemli yer tutuyor. Çünkü Türkiye bir erkek toplumu. Erkeklik bebeklikten itibaren verilen en önemli mesaj. Öyle olunca da Türk erkekleri cinsellikte hakim ve hükümran olma eğilimindeler. Bu koşullarda cinselliği önemsiz kabul edemiyorlar.
Seks mi benden uzak olsun
Peki neden seksten uzak duruyoruz? Bunun için bahane olarak stresli olduğunu gösterenlerin oranı yüzde 60; kendini fiziksel olarak yetersiz görenlerin, yorgun ve hasta olduğu için seks istemediğini söyleyenlerin oranı yüzde 72; işsizlik ve ekonomik durum nedeniyle kaygı duyup cinsel ilişkiden uzak duranların oranı yüzde 70; nedenini açıklayamayanların oranı ise yüzde 50. Evi kalabalık olduğu için seks yapamayanların oranı ise yüzde 37.
Araştırmada cinsel problemlerde en çok konuşulan kişinin eş olduğunu gösteriyor. Bu konuda en sağlıklı noktamız bu gibi görünüyor. Zaten hekimler de bunu öneriyor. Ama oran yine de yüzde 24. Yani kadın ya da erkek olsun insanlığın dörtte üçü seksle ilgili her konuyu kendine saklama eğilimindeler.
Seks değil, utanmak ayıp
Marmara Üniversitesi Üroloji Anabilim dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek, Türk kadınlarının sekse uzaklığının ciddi bir yara olduğunu düşünüyor: "Oysa günümüz bilim dünyasında, gerek erkek gerekse kadın cinselliği ve işlevleri ile ilgili çok önemli adımlar atıldı. Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de artık cinsellik bir tabu olmaktan çıkıyor. Gerek fiziksel gerekse ruhsal sağlığımızı bozan cinsel işlev bozuklukları daha iyi tanımlanabiliyor, daha etkin çareler üretilebiliyor. Türk kadınları da, cinsel sorunların gizlenecek ve utanılacak sorunlar olmaktan çok, sağlık sorunları ve yaşam kalitesi ile ilgili problemler olduğunun ayırdına varmalılar" diyor. Yaptığı araştırma ve çalışmalarda özellikle cinselliğin psikolojisi ve cinsel işlev bozukluklarının partnere etkileri konusuna ağırlık veren yazar, akademisyen, cinsel terapist ve araştırmacı Dr. Rosie King, cinsellik hakkında eşlerin birbirleriyle sürekli diyalog içerisinde bulunmalarının önemini vurguluyor. Cinsel sorunların, o güne kadar ortaya çıkmamış sağlık problemlerinden de kaynaklanabileceğini söyleyen Dr. King, günümüzde tıbbın bu tip sağlık sorunlarım kolaylıkla çözebilecek bir aşamada olduğunun altını çiziyor. Doktorların da bu konuda hastalarını daha aydınlatıcı bir tavır içinde olmaları gerektiğini söylüyor.
Akademik ve profesyonel çalışmalarını ağırlıklı olarak cinsellik ve kültürel etkiler kapsamında sürdüren Dr. Bernard Levinson ise meslektaşları gibi cinsel sağlık ve genel sağlık arasında doğrudan bağlantı olduğunu hatırlatıyor ve sorunlar hakkında hiç çekinmeden uzman hekimlere danışmak gerektiğini söylüyor.
|
7228 defa okundu |
|
Bildiren:
**zerd@** | | |
|
|
Poem voting mod for phpBB 2.0.6
Power by Gitme.net v2.0.8 © 1998, 2005
Sitemiz, Türkiye'nin en hızlı sunucularından olan Radore Hosting sunucularında barındırılmaktadır.
|
|
|
|
| |
|
| |
 |
 |
 | |